high risk - Turkish English Dictionary

high risk

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

Meanings of "high risk" in Turkish English Dictionary : 2 result(s)

English Turkish
General
high risk n. yüksek risk
There is no other job in industry that presents such a high risk for which we permit such long working hours.
Endüstride bu kadar yüksek risk taşıyan ve bu kadar uzun çalışma saatlerine izin verdiğimiz başka bir iş yoktur.

More Sentences
high risk adj. yüksek riskli
The Mediterranean has become a high risk area and needs special measures.
Akdeniz yüksek riskli bir bölge haline gelmiştir ve özel tedbirlere ihtiyaç duymaktadır.

More Sentences

Meanings of "high risk" with other terms in English Turkish Dictionary : 40 result(s)

English Turkish
General
high probable risk areas for disaster n. afetin olabileceği yüksek riskli yerler
high risk group n. yüksek risk grubu
high-risk adj. riske maruz kalan
high-risk adj. finansal olarak güvenilir olmayan
high-risk adj. tehlikeye maruz kalan
Trade/Economic
high level risk committee n. üst düzey risk komitesi
a high-risk investment n. yüksek riskli yatırım
high-risk corporate debt n. yüksek riskli kurumsal borç
Politics
high risk case n. yüksek risk altındaki vakalar
risk capital instrument for high growth and innovative companies n. yüksek büyüme ve yenilikçi şirketler için risk sermaye aracı
anti-money laundering high-risk sectors n. kara paranın aklanmasının önlenmesinde yüksek riskli sektörler
Medical
high risk group n. yüksek riskli grup
high risk operations n. yüksek riskli operasyonlar
high-risk group n. yüksek riskli grup
high-risk pregnancy n. yüksek riskli gebelik
high cancer risk n. yüksek kanser riski
patients at high risk of future cardiac events n. gelecekte kardiyak olaylar açısından yüksek risk altında olan hastalar
high benefit-risk ratio n. yüksek yarar-risk oranı
high-risk group n. yüksek risk grubu
individuals in the high-risk group n. yüksek risk grubundaki kişiler
patients at high risk for cardiovascular morbidity and mortality n. kalp-damar olayları morbidite ve mortalitesi riski yüksek hastalar
high-risk genetic factors n. yüksek riskli genetik faktörler
patients at high risk for local recurrence n. lokal rekürrens riski yüksek hastalar
patients at high risk for local recurrence n. hastalığın lokal olarak nüksetmesi riskinin yüksek olduğu hastalar
high pregnancy risk n. yüksek gebelik riski
high pregnancy risk n. yüksek hamilelik riski
post-discharge follow-up of high risk neonates n. taburcu edilen yüksek riskteki bebeklerin sonraki takipleri
follow-up of high risk neonates n. yüksek riskli bebeklerin takibi
high risk neonates n. yüksek riskli bebekler
detection of high risk patients n. yüksek riskli hastaların belirlenmesi
high risk pregnancy n. yüksek riskli gebelik
high risk microorganisms n. yüksek riskli mikroorganizmalar
high risk pregnancies n. yüksek riskli gebelikler
high risk prostate cancer n. yüksek riskli prostat kanseri
high-risk localized prostate cancer n. yüksek riskli lokalize prostat kanseri
Pathology
high-risk pregnancies n. yüksek-riskli gebelikler
high-risk pregnancy n. yüksek-riskli gebelik
Education
high risk buildings n. hassas binalar
Military
high-risk personnel n. rütbesi, görevi, sembolik değeri veya göreceli tecritleri nedeniyle terörist hedefi olabilecek personel
high-risk-of-capture personnel n. konumu veya görevi nedeniyle savaşta düşman kuvvetlerine karşı özellikle savunmasız kalan abd personeli